Kategori: Mektuplar

15 Temmuz Şehitlerimizi Anma Demokrasi ve Birlik Günü Mesajımız

Geçtiğimiz yıl, yaşadığımız hain darbe girişimi karşısında milletimizin gösterdiği destansı direniş bizlere yeniden köklerimizi hatırlattı. Bu tarihi destan, adeta tarihin içinden yeniden dirilen bir milletin Çanakkale’yi, Dumlupınar’ı, Sakarya’yı yeniden yaşamasıydı. Bir asır önce nasıl ki dedelerimiz Çanakkale’de şehadet şerbeti içerek düşmana geçit vermedilerse o tarihi gecede yola çıkanlar da aynı amaç uğruna şehit düştüler.

Vatan ve bayrak uğrunda şehit düşmenin nasıl bir duygu olduğunu en iyi bu topraklarda yaşayanlar bilir. Çünkü bu topraklar, Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözüdür. Bu topraklar milli şuurun başkentidir. Bu topraklar Anadolu’yu yenide vatan eyleyen mücadelenin başladığı yerdir. 15 Temmuz gecesi meydanlara çıkıp ilk direnen şehirlerden biri bu yüzden Çanakkale oldu. 1915’te Çanakkale’den Anadolu’ya yayılan direniş ruhu yine Çanakkale’den Anadolu’ya yayıldı.

Nene Hatunlar, Seyit Onbaşılar, Turhallı 15’li gençler nasıl ki Çanakkale’nin, Milli Mücadele’nin kahramanları oldularsa, Ömer Halisdemirler, Şerife Hanımlar, Abdullah Olçoklar, Yasin Naci Ağaroğlular da 15 Temmuz’un kahramanları oldular. Milletimiz şehit düştü, gazi oldu ama mabedinin göğsüne namahrem eli değdirmedi. İman ve inançla verilen mücadele, bütün modern silahların, tankların, bombaların karşında çaresiz kaldı.

27 gün boyunca tutulan demokrasi nöbetleriyle milletimiz, “buradayız, vatanımızı işgal edenlere geçit vermeyeceğiz” dedi. Çanakkale halkı da bir an olsun meydanları boş bırakmadan demokrasi nöbeti tuttu. Siyasi parti ayrımı olmaksızın bütün vatandaşlarımız bir araya geldi. Ancak Çanakkale halkı böylesine bir milli birlik ruhu yakalamışken, kimi yöneticiler meydanlara inmediler. Dahası “öyle nöbet tutularak demokrat olunmaz” diyerek meydanlarda direnen vatandaşlarımızı kendilerince küçük görmeye çalıştılar. Bu kendini beğenmiş küçümseyen tavırlara bakanlara inat Çanakkaleliler “ölümüne, ölümüne” diyerek 15 Temmuz destanının öncüsü oldular.

15 Temmuz’un birinci yılı vesilesiyle şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Şehitlerimize ve gazilerimize olan borcumuzu ödemek için her daim çalışacağımıza bir kez daha söz veriyoruz. Rabbim bizi onlara layık kılsın.

Hep Birarada Sevgi Dolu ve Huzurlu Nice Bayramlar Geçirmek Dileğiyle, Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun.

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Ramazan Bayram’ı dolayısıyla mesaj yayınladı. Yayınladığı mesajda, Ramazan Bayram’ı boyunca yetimleri unutmayalım diyen Turan, “Onlar, bizlere emanet” dedi.

Turan, “Nefsimizi terbiye etmeye çalıştığımız, Ramazan ayının sonu geldik. Rabbim, hakkını veren kullarına adeta bir mükafat olarak sunduğu Ramazan Bayramına kavuşmuş bulunmaktayız. Bizler, yetim bir Peygamberin ümmetleriyiz. Ramazan Bayramı boyunca çeşitli sebeplerle ailesini kaybetmiş yetimleri unutmayalım. Onları sevindirmeyi ihmal etmeyelim. Onlar, bizlere emanet. İmkanı olanlar fitre ve zekat vermelidir. Eş, dost, akrabalarımızın kapısını çalmayı, bayramlaşmayı ihmal etmememiz gerekmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşerilerimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun” dedi.

Kadr, Kelime Anlamı Olarak, Değer, Kıymet Anlamına Gelir. Yapacağımız Dualarda Kıymet Verdiklerimizi Unutmayalım. #KadirGecemiz Mübarek Olsun.

KADİR GECESİ

Değer gecesidir, Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bu gece bir ömürden daha hayırlıdır. Ellerin açıldığı, gözlerin dualarla yaşardığı, kalplerin okşandığı Kadir Gecesinde bütün insanların günahlardan uzaklaşıp tövbelerinin kabul edilmesini dilerim.

Tüm Sağlık Çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun

Doktorlarımız zaman, mekan ve kişi ayrımı gözetmeden insanları iyileştirmek ve yaşatmak için son derece özveri ile görevlerini yerine getirirler.

Dünya üzerindeki en kutsal meslekler arasında hiç şüphesiz doktorluk ve sağlık personeli olmak yer almaktadır. Hizmet anlayışı ile hareket ederler. Tüm şiddet ve terör olaylarına karşı cesurca kutsal mesleklerini yerine getirmek için gayret gösterirler. Bizler, hekimlik alanında dünyaya yön vermiş birçok profesörümüzün gururunu yaşamaktayız.

14 Mart aslında modern tıp eğitiminin başlama günüdür. Bu doğrultuda ülkemizde sağlık alanında yapılan yatırım ve gelişmelerin her geçen gün artması adına bizler de katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bugün şehir hastanelerimizin açılışları yapılarak daha modern bir hizmet anlayışı vatandaşlarımıza sunulmaktadır. Çanakkalemizde sağlık alanında ciddi yatırımlar yapıldı ve yapılmaya da devam etmektedir. Çanakkale Devlet Hastanemiz kapasitesi itibariyle en büyük devlet hastanesi ünvanını almıştır. Bizler sağlık alanında yatırımlarımızın yanı sıra ilimize katkı sağlayacak tüm alanlarda katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı’nı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

2016 Kurban Bayramı Tebrik Mektubu

Değerli Dostlar,

Ülkemizin içinde bulunduğu zorlu bir dönemin ardından kardeşlik ve birlik duygularının hâkim olacağı Kurban Bayramı’na giriyoruz. Bu vesileyle sizin ve ailenizin Kurban Bayramınızı kutluyor, mübarek bayramın İslam Âlemine huzur, birlik, kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.

Bildiğiniz üzere bir süre önce Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimini yaşadık. 15 Temmuz’da yaşanan kalkışma, darbe girişiminden öte adeta işgal girişimiydi. 101 yıl önce nasıl ki atalarımız Çanakkale’de işgalcilere geçit vermediyse, o insanların asil torunları da bugün aynı duygularla işgalcilerin karşısına dikildiler. 1915’teki Çanakkale Cephesi bütün yurt sathına yayıldı. Bu kutlu davada, siz değerli Çanakkale halkı üzerinize düşeni yaptınız ve ilk günden itibaren meydanlarda tuttuğunuz demokrasi nöbetleriyle bir demokrasi destanı yazdınız. Tekrar teşekkür ederiz.

Kıymetli dostlar,

15 Temmuz işgal girişimi karşısında Yüce Meclisimiz bir adım bile geri durmadı. Meclis bombalanırken milletvekillerimiz Meclis’i açık tuttular ve milli iradeden yana kararlı bir duruş ortaya koydular. Biz de adeta Ankara-Çanakkale arasında mekik dokuduk. Normal şartlarda Temmuz ayında çalışmalarına ara vermesi gereken Meclis’i, Ağustos ayında da açık tuttuk.

Bu süreçte vatandaşlarımızın uzun zamandır beklediği düzenlemeleri ardı ardına Meclis’ten geçirdik. Belediyelere olan borçlar, gümrük cezaları ve birçok alanda var olan kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasından, tüm çalışanların devlet destekli bireysel emeklilik sisteminden faydalanmasına kadar birçok düzenlemeyi hayata geçirdik.

Meclis çalışmalarının yanında Çanakkale yatırımlarına da hız kesmeden devam ettik. Yakın zamanda Orman ve Su İşleri Bakanımız ile 125 bin dekar zirai araziyi suya kavuşturacak 11 tesisin temelini attık. Seçim döneminde söz verdiğimiz gibi siyasi parti ayrımı yapmaksızın ilçe ve belde belediyelerimizin İçişleri Bakanlığı’ndan borçlanma taleplerini takip ederek sonuçlandırdık. Böylece belediyelerimizin Çanakkale halkı için yapacakları yatırımların önünü açmış olduk. Çanakkalemiz için gurur vesilesi olan 18 Mart 1915 Çanakkale Köprüsü’nde hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Çanakkale, yapılan büyük yatırımlar ve planlanan projeler ile her geçen gün marka bir kent olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Milletimizin hizmetin en iyisini hak ettiğini düşünerek, başta Çanakkalemiz olmak üzere güzel ülkemiz için hiç durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla sizi ve ailenizi en derin duygularla selamlar, Kurban Bayramı’nın vatanımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Av.Bülent TURAN

Çanakkale Milletvekili

AK Parti Grup Başkanvekili

2016 Ramazan Bayramı Tebrik Mektubu.

Değerli Dostlar,

On bir ayın sultanı olan rahmet ve bereket ayı Ramazan’ı geride bırakarak; milletçe sevgi ve muhabbetle kucaklaşacağımız bir bayrama daha kavuştuk. Bu vesileyle sizin ve ailenizin Ramazan Bayramınızı kutluyor, mübarek bayramın başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam Alemi’ne barış, huzur ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.
Geçtiğimiz yıl yaşadığımız zorlu iki seçimin ardından sizlerin teveccühü ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iş başı yaptık. Bizleri böyle kutlu bir göreve layık görmenizden dolayı sizlere bir kez daha teşekkür ederim.
Meclis’te göreve gelir gelmez, muhalefetin bütün engellemelerine rağmen seçimlerde söz verdiğimiz icraatları hayata geçirmek için zaman kaybetmeden çalışmaya başladık. Emekli maaşlarına seyyanen zam, asgari ücretin 1300 TL’ye yükseltilmesi, muhtar maaşlarının asgari ücrete endekslenmesi gibi milletimizi yakından ilgilendiren onlarca icraatı kısa bir zaman diliminde gerçekleştirdik. Son 14 yıldır, milletimizin dile getirdiği “Onlar konuşur, AK PARTİ yapar” sözü bir kez daha gerçek oldu.
Hiç kuşkusuz, son bir yıl ülkemiz ve bölgemiz açısından kolay bir dönem olmadı. Suriye’de yaşanan iç savaş sonrası yeniden silaha sarılan terör örgütü, şehirlerimizi yaşanmaz hale getirdi, güvenlik güçlerimizi şehit etti. Milletimizin huzurlu bir şekilde yaşaması ve geleceğe umutla bakması için yine milletimizin desteğiyle teröre karşı amansız bir mücadele yürüttük. Kamu güvenliğini tehdit edecek her faaliyet son bulana kadar bu mücadelemiz azimle devam edecek. Meclisimiz de terörle mücadelede ihtiyaç duydukları yasal düzenlemelerde güvenlik güçlerimize destek olmayı sürdürecektir.
Son bir yıldır bizlere emanet edilen bu ulvi görevi layıkıyla yerine getirmek, Meclis çatısı altında Çanakkale’yi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarına çözüm üretmek için dur durak bilmeden çalıştık. Sorunların muhataplarıyla sıklıkla bir araya geldik.
Kıymetli Dostum,
Geçtiğimiz yıl size elimizden geldiğince Çanakkale’yi karış karış gezeceğimizi ve bize oy versin vermesin hiçbir ayrım gözetmeden her bir kapıyı çalıp, her bir vatandaşımızın gönlünü kazanmaya çalışacağımızın sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki, bir yıl içerisinde elimizden geldiğince bu gayreti gösterdik. Meclis çalışmalarından fırsat buldukça ilçe ilçe, belde belde, köy köy sizlerle birlikte olduk. Bizim partimizden olsun ya da olmasın bütün ilçe ve belde belediyelerimizin sorunlarını çözmeye çalıştık. Çanakkale kamuoyu da yaptığımız işlerin şahididir.
Bu vesileyle sizi ve ailenizi en kalbi duygularla selamlar, Ramazan Bayramı’nın hepimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Av.Bülent TURAN

Çanakkale Milletvekili

AK Parti Grup Başkanvekili

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’a Mektup!

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın TBMM’ de bulunan tüm milletvekillerine göndermiş olduğu, hakkındaki iddialarla ilgili olarak tüm parlamenterleri birlikte hareket etmeye çağıran mektubuna, AK Parti İstanbul Milletvekili Av. Bülent Turan’ın cevabı

Sayın Umut Oran,
Tarafımıza gönderdiğiniz mektubunuzu aldık. Mektubunuzda „bir komplo saldırısına” maruz kaldığınızı iddia ediyor, biz siyasileri uyararak aynısının bizim başımıza da gelebileceğini hatırlatıyorsunuz. Bunun şahsınıza değil, meclise yapılan bir hakaret olduğunu söylüyorsunuz. Hakkınızdaki vahim iddialarla ilgili, bizi hep birlikte hareket etmeye ve tepki vermeye davet ediyorsunuz.
Sayın Oran, Çağrıda bulunduğunuz hassasiyetin gerekliliğini çok iyi anlıyoruz; zira, ben de dahil olmak üzere, AK Partili vekiller, maruz kaldığınızı iddia ettiğiniz „iftira kampanyası‟ ve „komplo‟larla hemen her gün karşılaşıyor, mütemadiyen mesnetsiz haberlerle mücadele ediyoruz. Hepimiz, sadece şahsını değil, ailesini, şerefini hedef alan asılsız iftira haberlerinin haksızlığını ortaya çıkarmak için yoğun bir mesai harcıyoruz. AK Partili vekiller olarak bu konuda çok idmanlı olduğumuzdan, ne hissettiğinizi tecrübeyle biliyoruz.
Şahsım adına diyebilirim ki, adaleti tesis etmek için senelerini vermiş bir hukukçu olarak „Masumiyet karinesine‟ elbette inanıyorum. Her ne kadar mektubu mütemadiyen „milletvekilliği sıfatınızı‟ vurgulayarak yazmış olsanız da, sadece siz değil her insan suçu kanıtlanmadığı sürece masumdur.
Ancak, şunu da ifade etmek istiyorum ki vaktiyle ve halen „iftira kampanyalarına‟ çokça destek verdiğinize şahit olduğum için ‘sadece kendinize adalet isteyen’ tavrınızı ibretle izliyorum. Umut Oran‟a bakınca, yaptığı açıklamalarla, girdiği polemiklerle ve attığı tweetlerle „suçlu olduğu ispat edilmemiş‟ pek çok siyasiye saldıran, her iftirayı/dedikoduyu, sizin tabirinizle her komployu „yasama üyesi‟ diğer arkadaşlarının hakkını gözetmeden milletvekilliği kimliğinin verdiği etki gücünü de kullanarak yayan, iftirayı kurumsallaştıran medya organlarının müdavimi bir siyasetçi profili görüyorum. Sizin böyle zamanlarda durduğunuz yere baktığımda, ‘iftirayı’ kurumsal bir söylem haline getiren partinizin bugüne kadarki karnesindeki payınızı düşündüğümde yazdığınız mektupla açık çelişkiler içeren bir tavırla karşılaşıyorum. Zira hepimiz şahit olduk ki CHP Grup Toplantılarında ne olduğu belirsiz, yasa dışı yöntemlerle elde edilen tapeler kamuoyuna dinletildi ve siz ses çıkarmadınız.
Mektubunuzda hukuk yollarına başvurdum diyorsunuz, yani „suçlu olmadığınızı‟ kanıtlamak için adalete sığınıyorsunuz. AK Partili vekiller sizin ve sizin gibilerin iftiralarıyla mücadele etmek için çırpınırken, adalete koşarken hem bu ülkenin hakimlerini, hem milletvekillerini aşağılıyordunuz, „AKP hukuku‟ diyordunuz. Bu nedenle, size mektubunuzun özü olan ‘hukukun ve adaletin bir gün herkese lazım olacağı’ fikrini bu kötü deneyim sonrası sık sık hatırlamanızı naçizane olarak tavsiye ediyorum.
Mektuptaki şu ifadenizi de sadece kendiniz için değil, Türkiye‟nin tüm yurttaşları için size hatırlatması açısından odanıza asılmak üzere çerçevelettirip şahsınıza yolluyorum: “(…)Yaşamın içerisinde birçok olumsuzluklar var ve bu olumsuzluklar hep başkalarının başına geliyor denilebilir, ancak unutmamalıyız ki bir gün siz de bir diğer yurttaşın başkası olabilirsiniz.” 11/03/2015
Saygılarımla,
Av. Bülent TURAN

Bülent Turan’dan Şafak Pavey’e Mektup!

İnsanı anlamadan ve ona olan bakışınızı değiştirmeden, topluma hizmet edemezsiniz. Merhamet gibi kavramları küçümseyerek, hakları ancak sizin sayenizde kazanılabilecek birer lütufmuş gibi gösteremezsiniz

Sayın Şafak Pavey, 31 Ocak 2013 tarihli Akşam Gazetesi’nde yazdığınız yazı bana maalesef ‘Bu memlekete komünizm lazımsa, onu da biz getiririz’ diyen malum CHP’li valiyi hatırlattı. Görünen o ki mensubu olduğunuz siyasi partinin anakronik elitist söylemini benimseme yolundasınız. Oysa biz sizi partinizle sınırlandırılamayacak bir vicdanın temsilcisi olarak görmek isteriz.
Zannediyorsunuz ki ‘ne yapılacağını ve nasıl yapılacağını en iyi siz bilir ve yaparsınız.’ Kalan herkes sizden ‘rol çalmakta’dır. Onlar zaten bu işten ve kavramlardan anlamamaktadır.
ŞUNU bilmelisiniz ki bizler ne rol yapar ne de rol çalarız. Hizmet konusunda önümüze geçenleri ise sadece alkışlarız. Görmezden gelmekten ya da önemsizleştirmeye çalışmaktan medet ummayız.
EGO MÜCADELESİ
Zatıalinize gönderdiğim ‘şahsi’ mektubu kamuoyuyla paylaştığınız için teşekkür ederim! Bu sayede kamuoyu iki metin arasındaki samimiyet farkını takdir edecektir. Bir tarafta, farklı partilerde olmalarına rağmen, ortak duyarlılığa vurgu yapan ve küçük de olsa alınan mesafenin sevincini ilgilisiyle nezaket kurallarına uygun olarak paylaşan bir mektup; diğer tarafta sevinmek ve alkışlamak şöyle dursun, meseleyi bir ‘ego’ ve ‘kredi’ mücadelesine çeviren bir yazı…
Sorarım size… Toplumsal sorunlara dikkat çekeceğiniz zannıyla size tahsis edilen bir alanı kişisel kavgalarınıza alet etmek ne kadar etik bir yaklaşımdır. Gazete açısından baktığımızda ise bir siyasi partinin bir parlamenterine kişisel PR’ını yapması için alan açmak ne kadar doğrudur.
Yazınızda sözünü ettiğiniz brifingler, dernek ve resmi kurum ziyaretleri, görüşmeler bizim ‘resume’mize eklemek için yaptığımız faaliyetler değildir. Sadece bu konuyla ilgili olarak gerçekleştirdiğimiz etkinlikler bile bir liste çerçevesinde ifade edilemeyecek kadar çoktur. Laf kalabalığına değil icraata önem verdiğimiz için sadece motivasyonumuzu ve alınan neticeyi açıkladık. TRT’den gelen müjdeyi paylaştık.
ACI ACI GÜLÜMSETTİ
‘Şecaat arz edeyim derken’ dikkat etmek, çelişkili davranmamak, uygarlık dersi verirken uygar olmak gerekir. Yazınızda geçen şu cümleyi müsaadenizle size hatırlatayım: ‘Aslında mektubu sessizce geçiştirecektim. Ancak parlamento gibi son derece çağdaş bir kurumda taşra kurnazı fırsatçılığından o kadar bunaldım ki, ortak parlamenter terbiyesini hatırlatmak istedim.’ Üzgünüm.
Parlamentonun ne kadar çağdaş ya da geleneksel bir kurum olduğu tartışması bambaşka bir müktesebatın konusudur. Ona girmeyeceğiz. Sadece ‘çağdaş bir kurum’ ve ‘taşra kurnazı fırsatçılığı’ ibarelerini aynı cümle içerisinde zikretmenize değinecek ve soracağız: Bu tür mesnetsiz ithamlar ve aşağılama gayretkeşliği de o çağdaşlığın ve ortak parlamenter terbiyesinin bir parçası mıdır? Kullandığınız bu aşağılayıcı ve ötekileştirici jargon, bu egosantrik dil de eşitlik ve çağdaşlığın bir göstergesi midir? Yoksa düşen bir maske midir?
‘Milletvekilinin görünme telaşıyla ‘Bu meselenin asıl sahibi benim, ona göre’ niyeti’ şeklinde kurduğunuz ‘veciz’ cümlenin de beni acı acı gülümsettiğini ifade etmeliyim. Bizler için bütün meselelerin sahibi millettir, vatandaşlardır. Bizler için ‘hizmet’ zaten ona ait olanı millete vermekten ibarettir. Bunu sizin yapmış olmanız da ancak bir kıvanç vesilesidir.
AHLAK İLKELERİNE AYKIRI
Sayın Pavey,
İNSANI anlamadan ve ona olan bakışınızı değiştirmeden, topluma hizmet edemezsiniz. Öyle bir kastımız olmadığı halde bizi itham edemez, merhamet gibi kavramları küçümseyerek, hakları ancak sizin sayenizde kazanılabilecek birer lütufmuş gibi gösteremezsiniz. Bizim emeklerimizi yok sayarak ortaya çıkan neticeyi kendi emeğinizin hırsızlığı gibi lanse edemezsiniz. Bu evrensel ahlak ilkelerine aykırıdır.
Bu çalışmalar, bizlerin karşılık beklemeden yapması gereken görevlerdir; yapıyoruz diye bir paye beklemeyiz. Bütün işleri biz yapsak ve bütün payeler size verilse de yüksünmeyiz.
Yazınız bizi kırmış ve incitmiştir ama yine de sizi takdir ederiz. Yazdığınız yazı dahi, bundan önce yürüttüğünüz çalışmalar gibi, konuya olan dikkatlerin yoğunlaşmasına vesile olmuştur. Bunun için teşekkür ederiz. Bu vesileyle burada kamuoyuna itiraf ediyoruz ki ‘Altyazı projesi bütünüyle, Şafak Pavey’in, sizin eserinizdir. Bundan sonraki bütün aşamaları da sizin eseriniz olacaktır. Bu da bizi mutlu edecektir. Yeter ki bu çalışma TRT dışındaki kanallara da örnek olsun ve yayılsın.
Verdiğiniz kanun teklifine gelince… Öncelikle bizim yürüttüğümüz proje, sadece işitme engelli vatandaşlarımıza münhasır değildir; görme engelli vatandaşlarımızı da kapsamaktadır. İkinci olarak, ciddi bir yatırım ve altyapı çalışması gerektiren bu dönüşümün, gerekli maddi ve psikolojik hazırlıklar yapılmadan, bir kanun teklifi vererek sağlanamayacağı aşikardır. Üstten bir bakışla, bu tür teklifler hazırlayıp bunu gazetelerde yayımlayarak yapılan çalışmalar, ‘Bakın ben bu işle uğraşıyorum, konuşmalar yaptım, teklifler hazırladım ama anlamadılar’ çabasından öte bir şey değildir. Mesele işi yapmak, mağduriyeti gidermektir. Kimin yaptığı bizim için tali bir meseledir.
Av. Bülent TURAN

2012 Ramazan Bayramı Tebrik Mektubu.

Sevgili dostumuz,
Demokratik ülkelerde bilgi edinme hakkı vazgeçilmezdir.
Bu hakkın kullanılmasını sağlamak en başta milletin kendi içinden seçtiği temsilcilerin görevidir.
Siyasiler yaptıkları yasama ve yürütme faaliyetleri hakkında, teveccüh gösterip kendilerini bu görevlere layık bulan, aday gösteren, destekleyen teşkilat ve çalışma arkadaşlarını; seçimlerde kendilerine oy veren değerli seçmenlerini, kendilerine oy versin ya da vermesin temsilcisi ve ferdi oldukları milleti-toplumu bilgilendirmek durumundadırlar.
Sevgili dostumuz,
Malumunuz olduğu üzere, 12 Haziran 2011 seçimlerinde aziz milletimiz büyük bir vefa ve hakşinaslık destanı yazarak, AK Parti’mizi üst üste üçüncü kez tek başına iktidara taşıdı. Türk siyasi tarihinde hiçbir lider ve partiye nasip olmayan bu başarı Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti’mize nasip oldu ve ustalık dönemi başladı.
Zaman zaman gündelik kısır çekişmelerin ve manipüle edilmiş medyatik tartışmaların gölgesinde bırakılmaya çalışılsa da, halkımız, AK Parti Meclis Grubumuzun bu süreçte kendi emanetine layık bir duruş ve performans sergileyip sergilemediğini takdir edecektir.
Partimiz, bir yandan vesayetçi anlayışın on yıllar boyunca biriken tortularını kırmaya çalışırken, diğer yandan ülkemizin ve milletimizin hak ettiği daha güzel bir geleceği, daha aydınlık yarınları inşa etme görevini büyük bir kararlılık içerisinde sürdürdü.
Göreve geldiğimizden itibaren sizlerle olan iletişimimizi devam ettirmeye gayret ediyoruz. Bunu kimi zaman kişisel görüşmelerimizde, kimi zaman da toplantılarınıza katılarak yapmaya çalışıyoruz. Yasama yılının sona ermesiyle birlikte geride kalan bir yılın muhasebesini yapmayı amaçlayan bu mektubu sizlere göndermek arzusundaydım. Gelen Ramazan Bayramı’nı da vesile kılarak hem bayramınızı kutlamak hem de sizlerle dertleşmek, faaliyetlerimizi paylaşmak istedim.

Öncelikle sizlerin ve ailenizin bayramını tebrik ederim.

İnsanı kötülükten uzaklaştıran, sabretmenin önemini bildiren, zenginliğin ve fakirliğin birbiriyle ilişkisini anlatan, yardımlaşmanın ve güzellikte yarışmanın erdemine yaklaştıran bu kutlu ayın ardından gelen bu kutlu bayramın unuttuklarımızı hatırlamaya, küstüklerimizle barışmaya, elimizde olanı paylaşmaya vesile olmasını dilerim. Ramazan Bayramı’nızı en içten duygularla kutlar; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler geçirmenizi, günlerinizin bir bayram şenliğiyle dolmasını ümit ederim.

Sevgili dostumuz,

Geride kalan bir yılı aşkın süre içerisinde AK Parti’miz hepsi de birbirinden önemli değişiklik ve iyileştirmeler getiren onlarca kanun değişikliği gerçekleştirmiştir. Sizlerin de en az bizler kadar yakından takip ettiği bu yasama faaliyetlerinden bazılarını kayda geçsin diye sizlerle paylaşmayı görev biliyorum.
Bedelli Yasası’ndan cezada orantılılık ilkesini esas alan Spor Yasası’na, emeklilerimizin haklarında önemli iyileştirmeler sağlayan İntibak Yasası’ndan Adli Sicil Kanunu’na, borçlu vatandaşlarımıza ödeme kolaylıkları getiren Amme Alacakları Kanunu’ndan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi’ne, Eczacılık Yasası’ndan işçi statüsünde çalışan vatandaşlarımızın haklarını koruyan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na, Çek Yasası’ndan bireysel emekliliğe, 2/B orman arazilerinin durumundan turist rehberliğine pek çok temel konu bu yasama yılında yapılan düzenlemelerle ele alındı; toplumun ve bireylerin menfaatleri yönünde değiştirildi, geliştirildi.
Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair kanun, devlet memurlarına Toplu Sözleşme hakkı tanıyan Kamu Görevlileri Sendika Kanunu, Korsan Taksiciliğin Önlenmesi, birinci derece yakınları ağır hasta olan tutuklulara helalleşme izni veren Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu’ndaki değişiklik, cami ve Kur’an kursu yaptıranlara vergi muafiyetini de kapsayan Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunda değişiklik düzenlemesi bu bir yılda gerçekleştirilen çalışmaların bazısıdır.
TMSF ve Türk Akreditasyon Kurumu başta olmak üzere yapılan yeni düzenlemelerle ekonomik yapımız daha güçlü hale getirilmeye çalışıldı, standardizasyon ön plana çıkarıldı. TBMM’nin kendi idari yapısı başta olmak üzere, MİT gibi önemli kurumların kanunlarında bu kurumların işlevlerini daha kolay ve işlevsel olarak yerine getirebilmelerine imkan sağlayacak iyileştirmeler yapıldı. Cumhurbaşkanımızın seçilmesi ve görev süresi ile ilgili kafa karışıklığı giderildi. Yıllardır çözülemeyen bir sorun olan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın oy verme hakkı nihayet çözüldü. Harp Akademilerine alınacak ve kurmay olarak yetiştirilecek subaylarda ‘Eş Kriteri’ kaldırıldı. Dul kadınlarımıza maaş bağlandı.

Buradan tekrar duyurmak isterim ki, sizlerin bizlere ilettikleri bir sorun daha çözüme kavuşturuldu. Vatandaşlarımızın, çok düşük ücretlerle de olsa da çalışmaları nedeniyle, Sosyal Yardımlaşma Vakfı fonundan yararlandırılmaması ciddi sorundu. Bundan böyle düşük gelirli vatandaşlarımız, bir kurumdan maaş alsalar bile Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın yaptığı yardımlardan yararlanabilecek.
Bunların yanı sıra, vatandaşlarımızın ve ülkemizin uluslararası itibarını artıran onlarca uluslararası sözleşme onaylandı. Eğitime verilen önemin bir göstergesi olarak birçok yeni üniversite kuruldu.
Kültürümüzde de zaten olan ve başarılı sosyal örnekleri görülen ‘arabuluculuk’ bir hukuki müessese haline dönüştürüldü. Türk Hukuku’na ‘Arabuluculuk Sistemi’ getirilerek, özel hukuktan kaynaklanan birçok anlaşmazlığın mahkemeye gitmeden çözülmesinin önü açıldı. Para ve zaman tasarrufu sağlanması amaçlandı.

Uzunca bir süredir özlemle beklenen Kamu Denetçiliği Kurumu nihayet işlerlik kazandı. Yıllardır tartışılan İnsan Hakları Kurumu bu dönemde kuruldu.

Bu dönemde farklı Yargı Paketleri Genel Kurul’dan geçirilerek, yüzlerce sorunlu maddenin revizesi sağlandı. Yargı hizmetlerinin daha adil ve hızlı verilmesi için gereken alt yapı hazırlandı. Bunlardan sonuncusu olan 3. Yargı Paketi’nde, İcra İflas Mevzuatında, Ceza Mevzuatında, İdari Yargı Mevzuatında ve Basın ve İfade Hürriyeti gibi önemli başlıklarda çok sayıda değişiklik yapıldı.
Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen yasayla, eğitim sistemimiz dünyadaki gelişmelere ve ülkemizin şartlarına uygun olarak yeniden yapılandırıldı. İmam-Hatip meslek okullarının orta kısımları açıldı. Ortaokulların müfredatına Kur’an-ı Kerim ve Siyer seçmeli ders olarak eklendi.

Elbette, geçtiğimiz dönemde yaptığımız yasama faaliyetleri bunlardan ibaret değil. Sizleri ayrıntıya boğmamak için, genel gidişatı, temel eğilimlerimizi ve çalışma tempomuzu bazı örnekler ortaya koymakla yetindik.

Sevgili dostumuz,
Malumunuz olduğu üzere Meclisimiz ayrıca çok hayati konularda komisyonlar oluşturarak çalışmalar yapmaktadır. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonumuz, demokrasi tarihimizde bir yüz karası olan darbelerin karanlık yönlerini aydınlatmayı amaçlayan bir çabanın içerisindedir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti ortaya çıkarmayı ve önlemeyi amaçlayan komisyonumuz çalışmalarına başlamıştır. Kurulan bir diğer komisyon İnternetin Çocuklar, Gençler ve Aileler Üzerindeki Etkilerini ortaya koymayı amaçlayan geniş kapsamlı bir araştırma yapmaktadır. Meclisimiz ayrıca Üstün Zekalı Çocukların Araştırılması konusunda da bir komisyon kurmuş ve çalışmalara başlamıştır.

Şüphesiz bunların da ötesinde ülkemizin gelişmesini ve ilerlemesini sağlayacak; toplumsal çekişme ve çelişkilerin önüne geçecek, daha çağdaş, demokratik, katılımcı ve çoğulcu yeni bir anayasa yapımı sürecimiz bütün hızıyla sürmektedir. Bu yeni anayasa Cumhuriyet tarihimizde ilk kez sivil bir iradenin öncülüğünde yapılacak ve ilk sivil anayasa olacaktır.

Bütün siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’muz ‘katılım’, ‘veri toplama’ ve ‘değerlendirme’ aşamalarını tamamlamış ve ilkelerin belirlenmesi ve ‘metin oluşturma’ aşamasına geçmiştir.

Sevgili dostumuz,

Dünya bir ateş çemberi içerisinde yanıyor. Ekonominin sağlamlığıyla övünen Batı Avrupa ülkeleri bile birer birer iflaslarını açıklamaya başladılar. AK Partimiz, dirayetli ve akıllı yönetimiyle ülkemizi bu çemberden alnının akıyla çıkarmayı başarmıştır. Türkiye bugün IMF’nin kapısında yatıp kalkan ve gittikçe borç batağına saplanan bir ülke olmaktan çıkmış, IMF’nin akıl danıştığı bir ülke konumuna gelmiştir. IMF’ye olan borcumuz 2013 yılında son taksitin de ödenmesiyle bitecektir. Feleğin cilvesine bakın ki şimdi IMF’nin kendisi Türkiye’den borç ve kredi ister duruma gelmiştir. AK Parti’mizin iktidara gelmesinden önce, çok değil 10 yıl önce, 1 milyar dolar için IMF kapıları aşındırılırken, şimdi Türkiye kapıları aşındırılan ve borç istenen bir ülkedir. Hatta, bu çerçevede yapılan anlaşmayla IMF’ye 5 milyar dolar borç verilmesi planlanmıştır.

Sevgili dostumuz,
Son genel seçimlerde, milletimizin teveccühüyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Milletvekili olarak görev aldık. Bizler biliyoruz ki, makamlar, mevkiler ve sıfatlar geçicidir, önemli olan düşünce ve eylemlerdir. Mühim olan bu gök kubbede baki kalacak hoş bir seda bırakmaktır.
Bu yollarda sizlerle ve milletimizle beraber yürümeye nefes aldıkça devam edeceğiz. Aziz milletimizin ve sizlerin meclisteki gören gözünüz, işiten kulağınız, söylenen sözünüz olmaya gayret edeceğiz. Bize verilen bu temsil vazifesini en layık olduğu şekliyle yerine getirmeye gayret edeceğiz.
Mektubumu bitirirken bu günlere birlikte ulaşmamızı nasip eden Rabbimize şükreder, vefakar desteğiniz için sizlere teşekkür eder, sabrın ve çalışmanın ödülü olan nice bayramları birlikte kutlamayı dilerim.
Saygılarımla.